Her ne kadar çevreye ve insan sağlığına etkileri ispatlanmış olsa da PFAS kullanımının azaltılması veya tamamen yasaklanması, birçok sektör için ciddi etkiler yaratacaktır çünkü bu kimyasalların benzersiz özellikleri (su ve yağ iticilik, kimyasal kararlılık, yüksek sıcaklığa dayanıklılık) kolayca ikame edilememektedir. Özellikle gıda ambalajı ve gıda endüstrisi, PFAS kısıtlamalarından doğrudan etkilenecek sektörlerin başında gelmektedir. PFAS, fast food ambalajları, fırın kâğıtları, tek kullanımlık kaplar ve pizza kutularında yağ ve suyun geçişini engellemek için yaygın olarak kullanılır. Bu maddelerin yasaklanması, hızlı gıda sektöründe gıda güvenliği ve ürün dayanıklılığını koruyacak yeni bariyer kaplama teknolojilerinin geliştirilmesini gerektirecektir. Ancak mevcut alternatiflerin maliyetli olması ve aynı düzeyde performans göstermemesi sektörde önemli değişimlere yol açabilir (EFSA, 2020).
Yangın söndürme köpükleri (AFFF) de PFAS’a yüksek oranda bağımlıdır. Bu köpükler özellikle petrol rafinerileri, havalimanları, askeri üsler ve kimyasal tesislerde yüksek sıcaklıkta çıkan yangınları hızlı şekilde kontrol altına almak için kullanılır. PFAS’sız köpüklerin aynı etkinliği gösterip göstermeyeceği konusunda halen belirsizlikler vardır. Bu durum, PFAS yasaklarının yangın güvenliği stratejileri üzerinde büyük etkiler yaratabileceğini, geçiş sürecinde ise maliyet artışları ve güvenlik riskleri doğurabileceğini göstermektedir (Agency for Toxic Substances and Disease Registry, 2021).
Elektronik ve yarı iletken endüstrisinde PFAS; ısıya dayanıklı kaplamalar, yalıtkan yüzeyler ve düşük yüzey enerjisi sağlayan kimyasallar olarak kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle mikroçip ve yarı iletken üretiminde PFAS’ın sağladığı özellikler, yüksek performanslı elektronik cihazların üretilmesini mümkün kılmaktadır. PFAS kullanımının azaltılması, bu endüstride teknik zorluklara neden olabilir, üretim süreçlerini yavaşlatabilir ve ürün kalitesinde geçici düşüşlere yol açabilir (Wang et al., 2017).
Otomotiv ve havacılık sektörlerinde PFAS; motor contaları, yakıt hortumları, kablo kaplamaları, fren sistemleri ve sızdırmazlık elemanlarında kullanılmaktadır. Bu bileşikler, aşırı sıcaklık değişimlerine ve kimyasal aşınmaya dayanıklı olmaları nedeniyle tercih edilmektedir. PFAS kullanımının kısıtlanması, güvenlik standartlarını karşılayan yeni malzemelerin geliştirilmesini zorunlu kılacak, bu da maliyetleri artırabilecek ve uzun vadeli Ar-Ge çalışmaları gerektirecektir (OECD, 2018).
Tıbbi cihaz ve sağlık sektöründe ise PFAS, bazı cerrahi aletler, implantlar ve tıbbi kaplamalarda sterilite, biyouyumluluk ve dayanıklılık sağlamak için kullanılmaktadır. Bu maddelerin yasaklanması, hastanelerde kullanılan bazı kritik cihazların üretiminde sorunlara yol açabilir. Alternatif malzemelerin geliştirilmesi zaman alacak ve sağlık sektöründe kısa vadede ürün tedarik sorunları yaşanabilecektir (EPA, 2021).
Tekstil ürünleri, küresel PFAS talebinin yaklaşık %35’ini oluşturmaktadır. AB’deki PFAS kullanımının üçte biri (41.000–143.000 ton) tekstil sektöründe gerçekleşmekte ve bu sektör PFAS kirliliğinin en büyük kaynaklarından biri olarak öne çıkmaktadır (WSP, 2024). PFAS, giyim, ev tekstili, deri ve teknik tekstillerde su ve leke tutmazlık, dayanıklılık ve kimyasal koruma sağlamak amacıyla kullanılır. Kullanılan PFAS’ların %75’inden fazlası polimerik formdadır ve ürünlerin kullanım ömrü boyunca, yıkama dâhil olmak üzere çevreye salınabilir.
Her ne kadar PFAS bazı tekstil ürünlerinde kritik rol oynasa da çoğu ürün için teknik olarak zorunlu değildir ve alternatif malzemeler mevcuttur. Ancak, itfaiyeci ve askeri kıyafetler, kimyasal koruyucu giysiler, tıbbi önlükler ve yüksek performanslı dış mekân tekstilleri gibi bazı özel kullanım alanlarında PFAS hâlâ vazgeçilmezdir. Mevcut alternatifler genellikle yeterli dayanıklılığa sahip olmadığından ve işlevlerini sık yıkamalar sonrası kaybettiğinden, kısa vadede PFAS’ın bu ürünlerden tamamen çıkarılması teknik ve güvenlik açısından zordur. Bu nedenle, PFAS içeren tekstiller için özel toplama, izleme ve bertaraf yöntemleri geliştirilmesi, geri dönüşüm süreçlerinde karışıklığı önleyerek PFAS kirliliğinin azaltılmasına katkı sağlayabilir (PFAS in Textiles in Europe’s Circular Economy, 2024).
Kozmetik sektörü de PFAS kullanımının yoğun olduğu alanlardan biridir. Bu kimyasallar, makyaj pudraları, maskaralar, fondötenler ve yaşlanma karşıtı ürünlerde renk koruması, uzun süreli etki ve suya dayanıklılık sağlamak amacıyla kullanılmaktadır (PFAS – a Group of Dangerous Cosmetic Ingredients, 2025). Son yıllarda tüketici farkındalığının artması ve Avrupa Birliği ile ABD gibi bölgelerde PFAS kullanımına yönelik kısıtlamaların gündeme gelmesi, sektörde önemli değişimlere yol açmıştır (ECHA, 2023; EPA, 2021). Bu durum, “temiz kozmetik” ürünlere olan talebi artırırken üreticileri PFAS’a alternatif formüller geliştirmeye teşvik etmektedir. Ancak PFAS’ın yüksek kimyasal kararlılığı nedeniyle etkili ve güvenli alternatifler bulmak teknik ve ekonomik zorluklar yaratmakta, bu da dönüşümün yavaş ilerlemesine neden olmaktadır. Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda sektörde PFAS’a yönelik denetimlerin artacağını ve alternatif teknolojilerin hızla benimsenmesini beklemektedir.
Mustafa Kemal Mah. Barış Sitesi 2111. Sok. No:5 Çankaya, Ankara, Turkiye
Koç Ü. Fen F. Kimya B.Rumelifeneri Yolu, Sarıyer, İstanbul
© All Copyright 2025 by PFAS Türkiye