PFAS’lar endokrin sistem üzerinde bozucu etkiler yaratabilir; özellikle tiroid hormonlarında dengesizliklere neden olarak metabolizma sorunlarına yol açabilir. Kadınlarda adet düzensizlikleri, erkeklerde ise sperm kalitesinde azalma gibi üreme sağlığını etkileyen sonuçlar ortaya çıkabilir. Ayrıca PFAS maruziyeti karaciğer fonksiyonlarını bozabilir; karaciğer enzimlerinde artış ve yağlanma gibi etkiler gözlemlenmiştir. Bağışıklık sistemi de PFAS’tan olumsuz etkilenebilir; çocuklarda aşıya karşı bağışıklık yanıtı zayıflayabilir ve enfeksiyonlara karşı direnç azalabilir. Uluslararası ajanslar tarafından PFOA gibi bazı PFAS türleri “muhtemelen kanserojen” olarak sınıflandırılmış ve böbrek, testis ve karaciğer kanseri ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca LDL kolesterol seviyelerini artırarak kalp-damar hastalıkları riskini yükseltebilirler. Gebelikte maruziyet ise düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve gelişim gerilikleriyle bağlantılıdır. Bazı araştırmalar çocuklarda PFAS maruziyetinin dikkat eksikliği, hiperaktivite ve bilişsel gelişim geriliği gibi nörolojik etkilerle ilişkili olabileceğini ortaya koymuştur. Hamileler, bebekler, çocuklar ve bağışıklığı zayıf bireyler PFAS’a karşı daha hassas gruplardır. PFAS vücuda genellikle içme suyu, kontamine gıdalar, hava, ev tozu ve mesleki maruziyet yoluyla alınır. Özellikle uzun süreli ve düşük düzeyde maruziyet bile ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğinden, bu kimyasallara karşı maruziyetin önlenmesi büyük önem taşır.
İnsanlardaki PFAS maruziyetini anlamak için tüketici ürünlerinde bulunan PFAS’ların dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir. Bazı çalışmalarda, malzemelerin yüzeyindeki ya da yüzey altındaki flor içeriği; parçacık kaynaklı gama ışını yayımı spektrometrisi (PIGE), X-ışını fotoelektron spektroskopisi (XPS) ve nötron aktivasyon analizleri (INAA) gibi yöntemlerle incelenmiştir. Diğer çalışmalarda ise, incelenen örnekteki ortalama flor konsantrasyonları dikkate alınmıştır. Bilinmeyen organoflor içeriği, insan dokularındaki toplam flor analizlerinin anlaşılmasına olanak sağlamaktadır.
Birçok çalışma, çocuklar ve yetişkinler arasındaki PFAS maruziyet farklılıklarının, davranışsal ve beslenme alışkanlıklarındaki çeşitlilikten kaynaklandığını ortaya koymuştur. Faroe Adaları’ndan yapılan bir araştırmaya göre, kanda tespit edilen PFAS bileşenlerinin farklılığına dayanarak, çocuklarda araba koltuklarını okşama gibi el-ağız teması yoluyla maruziyetin önemli bir kaynak olduğu, ancak bu durumun yetişkinler için geçerli olmadığı tespit edilmiştir.
Önceki yıllarda gizli kalmış olan toksisite, değişen düzenleyici gereklilikler sayesinde artık daha görünür hâle gelmiştir. Amerika Çevre Koruma Ajansı (EPA), 2016 yılında içme suyundaki PFOA ve PFOS için 0.07 ppb (veya 70 ppt) düzeyinde bir sağlık uyarısı yayımlamıştır. Son yıllarda, birçok toksikolog ve çevre bilimci bu iki madde için güvenli maruziyet sınırının 1 ppt düzeyine indirilmesi gerektiğini savunmuştur. Ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki birçok eyalet, yapılan testler sonucunda EPA’nın belirlediği sınırların çok altında, onlarca farklı PFAS için yeni maruziyet düzeyleri önermiştir.
Mustafa Kemal Mah. Barış Sitesi 2111. Sok. No:5 Çankaya, Ankara, Turkiye
Koç Ü. Fen F. Kimya B.Rumelifeneri Yolu, Sarıyer, İstanbul
© All Copyright 2025 by PFAS Türkiye